ÇEVRE VE SU

İÇME SULARIMIZ ÇEŞİTLİ NEDENLERLE İÇİLEMEZ HALE GELİYOR

ASLINDA HER YERDE SU VAR

Yeraltı suları, göller, akarsular ve denizlerle su; dört bir yanımızı kaplamış durumda.   Hatta dünyamızın dörtte üçünün su olduğunu düşünürsek suyun ne kadar bol olduğunu görebiliriz. Halbuki tatlı su, bunun sadece % 1’i kadardır. Fakat bu tatlı suyun da tamamı içilebilir ve temiz su değildir. Temiz su kaynakları günümüzde son derece azalmıştır.

SUYUMUZ ÇEŞİTLİ SEBEPLERLE GÜNDEN GÜNE KİRLENİYOR

Şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan hava kirliliği yağmur sularıyla yeraltı ve yerüstü sularımıza ulaşıyor.

Sanayinin, kimyasal ve endüstriyel atıkları her geçen gün suyumuzu kirletmektedir. Şehirlerde kanalizasyon sularının zaman zaman şebeke suyuna karışması korkunç sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.

Kırsal alanda ise kullanılan kimyasal gübre, zehirli ilaç, hormon ve diğerleri yağmur ve sulama ile yeraltı sularına ulaşmaktadır. Böylece kırsal alanda bile suyumuz içilemez hale gelmektedir.

Hatta barajlarda içme suyunu dezenfekte etmek için, insan sağlığına zararlı olan klor kimyasalı kullanılmaktadır. Çünkü klor suyun içindeki amonyakla birleştiği zaman kloroform denen kanserojen bir gaz ortaya çıkarmaktadır.

Bu da demek oluyor ki; içilebilir ve temiz suyumuz her geçen gün azalmakta ve risk altına girmektedir.

     Doğada çeşitli sebeplerle kirlenen suyumuz, barajlarda tamamen temizlenmiş ve dezenfekte edilmiş olsa dahi; evimizin musluğuna gelene kadar hem şebekedeki kaçaklar hem de suyu taşımak için kullanılan boruların sağlıksızlığı nedeniyle yeniden kirleniyor. Hele bir de suyunuz bir depodan evinize ulaşıyorsa kesinlikle bakteri yuvası haline gelecektir.

     Günümüzde maalesef şebeke suyunu; içme suyu olarak kullanırken haklı şüphelerimiz var. Şüphesiz belediye ve devlet görevlileri bütün iyi niyetleriyle ellerinden geleni yapmaktadır. Fakat kısıtlı bütçe ve imkanlarla tüm kullanım suyunu ideal içme suyu haline getirmek her zaman mümkün olmamaktadır. Çünkü sadece suyu dinlendirip bolca klorlamak, suyu temizlemek ve ideal içme suyu elde etmek için yeterli değildir. Suyun içindeki mikrop ve virüsü klorla öldürebiliriz ama ölen mikrop ve virüsün cesetleri suyun içinde kalır. Bu işlem sırasında klorun fazla kullanılma ihtimali kanser riskini de ortaya çıkarır. Üstelik su kirleticileri organizmalarla sınırlı değildir. Suyun içinde çözünmüş halde bulunan birçok katı, ağır metal ve suya karışmış kimyasal maddeler de insan sağlığını tehdit eden diğer unsurlardır. Bunlar gözle göremediklerimiz; ya her yağmurlu havadan sonra çeşmelerimizden akan bulanık ve tortulu su; o da inkar edemeyeceğimiz bir başka gerçek. Tabi basından da takip ettiğimiz gibi çeşitli zamanlarda ve yurdumuzun çeşitli noktalarında ortaya çıkan su kaynaklı toplu hastalanmalarda anlattıklarımızı onaylar niteliktedir.

ACABA EVİMİZİN MUSLUĞUNDAN AKAN SUYUN İÇİNDE NELER OLABİLİR ?

Gözle görülebilen katı parçacık ve tortular yani Partiküller 1. kirlilik grubunu,

Klor vb. kimyasallar 2. kirlilik grubunu,

Mikrop, virüs ve bakteriler 3. kirlilik grubunu,

Toplam çözünmüş katılar ise 4.  kirlilik grubunu oluşturur.

Suyun içindeki gözle görünmeyen çözünmüş katı maddelerin tamamına toplam çözünmüş katılar denir ve kısaca TDS olarak adlandırılır. Kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir ve kurşun gibi mineral ve ağır metaller bunlardan bazılarıdır. Suya sertlik veren bu maddelerin, 1 Lt. suyun içinde 100 mg. ile 1000 mg. arasında bulunduğu gözlenmiştir. Ppm cinsinden ölçülebilen bu kavram bir dijital aletle test edilebilir. TDS metre denen bu alet sudaki çözünmüş katı madde, kimyasal ve mikrobiyolojik yoğunluğu ölçer.

 

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜNÜN AÇIKLAMALARINA GÖRE;

SU KALİTE SINIFLANDIRMASI ŞU ŞEKİLDEDİR

TDS  DEĞERİ                           SU KALİTE SINIFI

               0 –   17    Ppm       1. sınıf yumuşak su          (SAF SU)

            18  –   60   Ppm                        1. sınıf az sert su              (KAYNAK SUYU)

             61 – 120   Ppm                        2. sınıf orta sert su           (ŞEBEKE SUYU)

           121 – 180   Ppm                        3. sınıf sert su                   (DİKKAT ZARARLI OLABİLİR)

              180 ve üzeri                            4. sınıf çok sert su            (İÇİLEMEZ)

·         1 Ppm 1/1000000 demektir. (Milyonda 1)

ACABA SİZİN KULLANDIĞINIZ VE İÇTİĞİNİZ SU HANGİ KALİTEDE?

Su kalitesi konusunda çok önemli bir gösterge olan bu testi Dizayn üyelerine vereceğiniz bir randevu ile kendi suyunuz için ücretsiz yaptırabilirsiniz.

Tabii ki belediye ve devletin suyu temizleme gayretlerinin dışında şahıs olarak da temiz suya ulaşmak için uğraşmaktayız.

Suyumuzu temizlemek istediğimizde geleneksel yöntemimizi yani suyu kaynatmayı deneriz. Bu yöntem ile 100 ‘C ye kadar ölebilen bazı mikropların ölümünün dışında hiçbir temizlik yapamayacağımız kesindir. Diğer bir yöntem kartuşlardan suyu filtre ederek temizlemektir. Bu sayede partikül ve filtrede aktif karbon var ise kimyasal maddeleri temizlemek mümkün olabilir. Yani çözünmüş katılar ve mikroorganizmaları temizlememiz mümkün olmayacaktır. Gelişmiş bir cihaz olan Ultraviyole yönteminde ise sadece mikroorganizma temizleyip diğer hiçbir kirliliğe çözüm bulunamamaktadır. Demek ki var olan su temizleme yöntemleriyle suyun içindeki 4 su kirliliği grubunun tamamından kurtulmak mümkün değildir.

İşte bu sebeplerle insanlarımız şimdi ne kadar güvenilir olduğunu kesin bilemedikleri halde, temiz olduğunu umdukları suları damacana veya pet olarak satın alıyorlar ki bu da Türkiye için büyük bir sektör oluşturuyor. Çünkü halk bu yöntemle içme sularını ömrünün sonuna kadar satın almak zorundadır. Günde 1 damacana tüketen bir ailenin yıllık içme suyu giderinin 3 asgari ücrete tekabül ettiğini hatırlatmak isteriz. Hiç kimse ömür boyu damacana mahkumu olmayı istemez. Kaynak suları çevre kirliliği nedeniyle her geçen gün kirlenmektedir. Klorlanmadan şişelendiği için tehlikeli, beklediği için bayat, ışık ve havayla temas ettiği için bakteri üremesine müsaittir. Ayrıca evinizde kullandığınız damacanaların daha önce hangi evde ve ne şartlarda kullanıldığını bilmiyorsunuz. Bütün bunlara ilaveten yaklaşık 19 litrelik bir damacananın kapınıza kadar getirilse bile ev içinde indirilip kaldırılması, taşınması, suyun kullanılmak için boşaltılması çok meşakkatli bir iştir. Bunun yerine herhalde her ev hanımı temiz ve sağlıklı suyun çeşmesinden akmasını tercih ederdi değil mi? Sonuç olarak hayatta en çok tükettiğiniz şey için bu yöntem hem zahmetli, hem riskli ve hem de pahalı bir yöntemdir.

Biz de; sizlere bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ideal içme suyunu kendinizin üretmesini tavsiye ediyoruz.